Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raporu taslağında vize krizi, laiklik vurgusu ve ana muhalefet partisine yönelik “mutlak butlan” kararı ilişkilerde yeni bir kırılma noktası yarattı. AP Dışişleri Komisyonu (AFET) tarafından kabul edilen raporda, Türkiye’de hukukun üstünlüğü ve temel haklardaki gerileme sert dille eleştirildi. Raporda öne çıkan en radikal adım ise Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yönelik doğrudan yaptırım çağrısı oldu. Türk makamları bu raporu “egemenlik haklarına saldırı ve mesnetsiz ithamlar” olarak niteleyerek sert bir şekilde reddetti.
AP Raporunda Kriz Üçgeni: Vize, Laiklik ve Mutlak Butlan
Avrupa Parlamentosu’nun hazırladığı kapsamlı metin, Ankara ile Brüksel hattındaki kronik sorunların yanı sıra iç siyasete dair doğrudan müdahaleleri barındırıyor. Raporda öne çıkan detaylı başlıklar şunlardır:
- Vize Krizine ve Hizmet Pasaportlarına Mercek: Türk vatandaşlarının AB ülkelerine yaptıkları vize başvurularında yaşadığı sistematik engeller “üzüntüyle” karşılandı. Belgede vize kolaylaştırılması istenirken, vize serbestisi için kalan son 6 kriterin tamamlanması çağrısı yinelendi. Raporun bu yılki en dikkat çekici detaylarından biri ise “gri pasaport” olarak bilinen hizmet pasaportlarının suiistimal edilmesine yönelik endişelerin açıkça metne eklenmesi oldu.
- Kritik Laiklik Uyarısı: Metinde demokratik standartların korunmasında laiklik ilkesinin hayati önemine vurgu yapıldı. Türkiye’nin son on yılda “otoriter bir modele” kaydığı savunulurken, eğitim ve kamu hayatında laiklik ilkesinden taviz verilmesinin hukukun üstünlüğünü aşındırdığı not edildi.
- Siyasi Deprem: Mutlak Butlan Çıkışı: CHP’nin 38. Olağan Kurultayı hakkında yargı tarafından verilen “mutlak butlan” (kesin hükümsüzlük) ve iptal kararı raporda çok sert bir dille eleştirildi. AP Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor başta olmak üzere AB organları, bu kararı “ana muhalefeti tasfiye etme planı ve otoriter sistemin yol haritası” olarak yorumladı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’e Kişisel Yaptırım Çağrısı
Raporu geçmiş yıllardaki metinlerden ayıran en somut unsur, ilk kez doğrudan bir Türk bakanın isminin verilerek AB küresel insan hakları yaptırım rejimi kapsamına alınmasının istenmesidir.
- Yaptırım Talebinin Gerekçesi: AP, eski İstanbul Başsavcısı ve mevcut Adalet Bakanı Akın Gürlek‘in devletin baskıcı mekanizmalarında ve kayyum atamalarında kilit rol oynadığını iddia etti. Gürlek’in bakanlığa getirilmesi “dehşet verici” olarak nitelendirildi.
- Masadaki Tedbirler: Çağrı kabul görürse Gürlek’e yönelik AB’ye seyahat yasağı konulması, AB’deki olası mal varlıklarının dondurulması ve fon sağlanmasının engellenmesi planlanıyor.
- Bağlayıcılık Durumu: AP kararları tavsiye niteliğindedir. Yaptırımın hayata geçmesi için AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilciliği ile üye ülkelerin oy birliği gerekiyor.
Ankara’nın Yanıtı: “Beyhude Bir Çaba”
Adalet Bakanı Akın Gürlek ve Dışişleri yetkilileri rapora karşı diplomatik bir savunma hattı kurdu. Bakan Gürlek, Türk yargısının kararlarını yalnızca Anayasa ve millet adına verdiğini söyleyerek şu açıklamayı yaptı:
“Bu metinler üzerinden Türkiye Cumhuriyeti’nin yargı kurumlarını hedef almak, milli iradeye ve devletimizin egemenlik haklarına yönelmiş beyhude bir çabadır. Devam eden kovuşturmalar üzerinden şahsıma yönelik siyasi kampanya yürütülmesi ancak ideolojik ön yargıyla açıklanabilir.”
Stratejik Analiz: AB-Türkiye İlişkilerinde Tıkanma Dönemi
| Konu Başlığı | AP’nin Pozisyonu / Eleştirisi | Türkiye’nin Yanıtı / Gerekçesi |
|---|---|---|
| Vize Serbestisi | 6 kriter eksik, hizmet pasaportları kötüye kullanılıyor. | Talebin artması ve AB bürokrasisinin siyasi engelleri gerekçe gösteriliyor. |
| Yargı Bağımsızlığı | Muhalefeti sindirmek için “mutlak butlan” kararları alınıyor. | Yargı bağımsızdır; egemenlik haklarına müdahale edilemez. |
| Gümrük Birliği | Güncelleme ancak hukukun üstünlüğü şartıyla mümkün. | Ekonomik entegrasyon siyasi şartlara bağlanmamalıdır. |
Avrupa Parlamentosu’nun bu çıkışı, üyelik müzakereleri 2018’den beri donmuş olan Türkiye ile yapısal ortaklığın (Gümrük Birliği ve vize kolaylığı) tamamen askıya alınma riskini doğuruyor. AP’nin üye ülkeleri “Türkiye’deki ihlallere karşı cılız ses çıkarmakla” suçlaması, Avrupa kurumlarının kendi içindeki bölünmeyi de kanıtlıyor. Sonuç olarak bu rapor, rasyonel bir ortaklık zemininden ziyade karşılıklı restleşmelerin ve ideolojik bariyerlerin hakim olduğu yeni bir gerilim dönemini başlatmıştır.






