İsrail tartışması Türkiye-Azerbaycan ilişkilerini nasıl etkiliyor?

Orta Doğu’da tırmanan kriz ve Türkiye’nin İsrail’e karşı aldığı sert diplomatik/ekonomik tutum, Ankara ile Bakü arasında uzun süredir devam eden “tek millet, iki devlet” anlayışında tarihin en hassas ve karmaşık diplomatik sınavlarından birini yaratıyor.

Devletler arası derin stratejik ortaklık ve askeri iş birlikleri korunsa da, İsrail başlığı son dönemde iki ülkenin dış politika önceliklerindeki ayrışmayı daha görünür hale getirdi.

1. Diplomatik Görünüm ve BM’deki Kırılma

İki ülke arasındaki yaklaşım farkı, küresel zirvelerde somut bir şekilde dışa vurulmaktadır. 24 Eylül 2026 tarihinde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki konuşması sırasında, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda ülke salonu protesto amacıyla terk ederken, Azerbaycan diplomatik temsilcisinin salonda kalarak konuşmayı takip etmesi dikkat çekmiştir. Bu durum, Türkiye’deki bazı çevreler ve kamuoyunda Azerbaycan’a yönelik eleştirilerin yükselmesine neden olmuştur.

2. Ankara’nın Eleştirileri ve Bakü’nün Karşılığı

Türkiye’de kamuoyunun Filistin ile dayanışma hassasiyetinin artması, Azerbaycan’ın İsrail ile olan stratejik ve askeri ortaklığı üzerindeki spot ışıklarını artırdı. Bakü ise bu eleştirilere karşı şu temel argümanları savunmaktadır:

  • Egemenlik ve Karabağ Desteği: Azerbaycan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Hikmet Hacıyev, işgal yıllarında ve İkinci Karabağ Savaşı sürecinde İsrail’den askeri/diplomatik destek gördüklerini; Yahudi lobisinin de ABD’de Ermeni lobisine karşı Bakü’ye yardımcı olduğunu belirtmektedir.
  • “Burnunuzu Sokmayın” Çıkışı: Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, yaptığı bir konuşmada isim vermeden “Bizim işlerimize burnunuzu sokmayın, bize yol göstermeyin” diyerek dış politikadaki bağımsızlıklarının sorgulanmasına sert tepki göstermiştir.
  • Filistin Desteği: Bakü, İsrail ile ilişkilerine rağmen Filistin devletini resmi olarak tanıdığını ve başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını (Temmuz 2026 beyanatı dahil) desteklediğini hatırlatmaktadır.

3. Medya Savaşları ve Karşılıklı “Ticaret” Suçlamaları

Tartışma, ekim ayı başında iki ülkenin basın organları üzerinden yürütülen bir medya gerilimine dönüştü. Azerbaycan’ın resmi haber ajansı APA, 6 Ekim 2026‘da yayımladığı ve sonradan yayından kaldırdığı bir araştırmada, Türkiye’nin Mayıs 2024’te İsrail ile ticareti sıfırladığını açıklamasına rağmen, Türkiye bağlantılı yabancı bayraklı gemilerin İsrail limanlarına sefer yapmaya devam ettiğini öne sürdü. Azerbaycan basını, Bakü’yü petrol tedariki nedeniyle suçlayan Türkiye’deki bazı yorumcuları “çifte standart” uygulamakla eleştirdi.

4. Azerbaycan’ın Perde Arkasındaki Arabuluculuk Rolü

Tüm bu gerilimlere rağmen Azerbaycan, iki müttefiki (Türkiye ve İsrail) arasında köprü olmaya çalışmaktadır. Özellikle İsrail’in Suriye’deki askeri operasyonları sonrası Türkiye ile karşı karşıya gelmesini önlemek amacıyla, Bakü yönetimi bir “çatışmasızlık ve operasyonel koordinasyon mekanizması” kurulması için arabuluculuk yürütmektedir. MİT ve İsrail heyetlerinin daha önce Bakü’de doğrudan görüşmeler yapmasını sağlayan Aliyev yönetimi, bölgedeki tırmanmanın kendi güvenliğini ve enerji hatlarını (Bakü-Tiflis-Ceyhan) tehlikeye atmasından endişe etmektedir.

Özetle İlişkiler Nasıl Etkileniyor?

  • Devlet Düzeyinde (Rasyonel): Askeri, savunma sanayii ve enerji alanındaki (Şuşa Beyannamesi ruhu) makro ilişkilerde bir kopma söz konusu değildir. İki devlet de birbirinin jeopolitik gerçekliklerine saygı duymaya çalışmaktadır.
  • Toplumsal ve Kamuoyu Düzeyinde (Duygusal): Karşılıklı tartışmalar, tarihte ilk kez hem Türkiye hem de Azerbaycan halkları ve medyasında belirgin bir “hayal kırıklığı ve sitem” dalgası yaratmıştır. 2020 Karabağ Zaferi’nden sonra artan mutlak fikir birliği, yerini iki ülkenin de kendi sınırları ve çıkarları doğrultusunda çok kutuplu hareket ettiği daha “realist” bir ortaklık modeline bırakmaktadır.
  • Benzer Yazılar

    Dijital Çağda Okul Şiddeti: Pedagojik İflas, Psikolojik Bulaş ve Medyanın Sorumluluğu

    Son dönemde okullarda akran zorbalığı, fiziksel şiddet ve öğretmenlere yönelik saldırıların tırmanışa geçmesi, toplum olarak hepimizi derinden sarsan bir gerçeklikle karşı karşıya bıraktı. Eğitim yuvalarında yaşanan bu olaylar sadece asayiş…

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ‘Türk Dünyası’ mesajı: Bizim ortaklığımız haritaların çizdiği sınırların ötesinde

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Dünyası Gençlik Buluşması’na gönderdiği mesajında, “Bizim ortaklığımız haritaların çizdiği sınırların ötesindedir. Bizim yol arkadaşlığımız köklü bir tarihin, zengin bir kültürün ve çok güçlü bir gönül bağının üzerine…

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir