Diyarbakır’da 8 yaşındaki Narin Güran’ın öldürülmesine ilişkin davada, Yargıtay’ın bozma kararı sonrası yeniden hakim karşısına çıkan komşu Nevzat Bahtiyar, “nitelikli kasten öldürmeye yardım” suçundan 17 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 16 Nisan 2026 tarihinde görülen duruşmada açıklanan bu karar, sanığın daha önce “suç delillerini yok etme” suçundan aldığı 4 yıl 6 aylık hapis cezasının Yargıtay tarafından bozulmasının ardından verildi.
Davanın Seyri ve Kararın Detayları
- İddianame ve Mütalaa: Cumhuriyet savcısı, son duruşmada Nevzat Bahtiyar hakkında “iştirak halinde kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis talep etmişti.
- Mahkeme Kararı: Mahkeme heyeti, Bahtiyar’ın eyleminin “öldürmeye yardım” kapsamında olduğuna hükmederek cezayı 17 yıl olarak belirledi.
- Diğer Sanıklar: Narin Güran’ın annesi Yüksel, ağabeyi Enes ve amcası Salim Güran hakkında daha önce verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları ise Yargıtay tarafından onanmıştı.
- Duruşma Atmosferi: Karar sonrası adliye önünde toplanan Güran ailesi üyeleri, verilen cezaya tepki gösterdi.
📝 Editör Notu: Pedagojik ve Sosyolojik Bakış
Narin Güran davasında verilen bu karar, toplumsal vicdanın onarılması ve çocuk haklarının korunması noktasında kritik bir sembol teşkil etmektedir.
Sosyolojik Açıdan: “Köy ve akrabalık” gibi en güvenli olması gereken yapıların içinde bir çocuğun yaşam hakkının ihlal edilmesi, toplumsal güven duygusunda derin yaralar açmıştır. Verilen cezalar, “sessizlik kültürü” ve “suç ortaklığı” gibi toplumsal defoların hukuk karşısında korunmayacağını göstermesi bakımından caydırıcı bir öneme sahiptir. Adaletin tecellisi, toplumun hukuka olan güvenini tazelemek adına en güçlü rehabilitasyon aracıdır.
Pedagojik Açıdan: Bu süreçte çocukların medyadaki yoğun şiddet ve trajedi içerikli haberlere maruz kalması, onların “dünyanın güvenli bir yer olduğu” algısını zedeleyebilir. Eğitimciler ve ebeveynler, çocuklara bu tür olayları anlatırken korku kültüründen kaçınmalı; odağı “suçun gizli kalmayacağı” ve “hukukun çocukları koruduğu” mesajına kaydırmalıdır. Çocuk koruma sistemlerinin güçlendirilmesi ve çocukların bedensel bütünlüğüne yönelik her türlü müdahalenin karşısında duran toplumsal bir bilinç, en az yargı kararları kadar hayatidir.




