Türkiye’de gerçekleşen zirai don olayının tüm yönleriyle araştırılması amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu taslak raporunu tamamladı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde kurulan ve başkanlığını AK Parti Burdur Milletvekili Adem Korkmaz‘ın yürüttüğü Zirai Don Olayını Araştırma Komisyonu, 8 bölüm ve yaklaşık 420 sayfadan oluşan dev raporuyla tarımdaki iklim krizini tescilledi.
1. Rapordan Öne Çıkan Acı Tablo
İklim Artık Bir Risk Değil, Kalıcı Sorun: Raporda, Nisan 2025’teki dondan kaynaklanan hasarın bir “istisna” değil, üretimin ayrılmaz bir parçası olan yapısal bir sorun olduğu vurgulandı.
Ekonomik Kayıp Dev Boyutlarda: 2025 yılındaki afet 65 ilde etkili olmuş; özellikle fındıkta %60, çayda %35 ve bazı bağlarda %80’e varan rekolte kayıplarına yol açmıştı.
Finansal Kalkan Yetersiz: Taslak raporda, mevcut tarımsal destekleme sisteminin ve TARSİM‘in fiziksel hasarı karşılasa da üretici gelirindeki toplam erimeyi telafi etmekte yetersiz kaldığı belirtildi.
2. Kritik Tespitler ve Eleştiriler
Zamanlama Tartışması: Muhalefet kanadı, komisyon raporunun bir yılı aşkın sürede tamamlanmasını ve ödemelerin gecikmesini eleştirerek, bu gecikmenin çiftçinin bahçe bakımını aksattığını ve 2026 rekoltesini de tehlikeye attığını savundu.
Gıda Güvenliği Riski: Raporda, benzer şoklara karşı yeterli koruma sağlanamazsa Türkiye’nin gıda güvenliğinde ciddi problemler yaşayabileceği uyarısı yapıldı.
3. Gelecek İçin Çözüm Önerileri
Komisyonun sunduğu taslakta şu çözüm yolları ön plana çıkıyor:
TARSİM’in Yeniden Yapılandırılması: Sigorta sisteminin sadece fiziksel hasarı değil, gelir kaybını da kapsayacak şekilde modernize edilmesi.
Meteorolojik Beslenme: Üreticilerin saman/lastik yakmak gibi geleneksel yöntemler yerine, meteoroloji biliminden daha fazla faydalanması ve teknolojik uyarı sistemlerine entegrasyonu.
Afet Sonrası Hızlı Telafi: Bürokrasiyi azaltacak ve ödemeleri hasat dönemine yetiştirecek yeni mekanizmaların kurulması.
Editörün Notu: 7-11 Nisan 2026 tarihleri arasında Meteoroloji’den gelen yeni zirai don uyarıları, bu raporun önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Tarım Bakanlığı süreci yakından takip ederken, üreticilerin tedbirli olması hayati önem taşıyor.






