TAHRAN / WASHINGTON
2026 yılının Şubat ayından bu yana Orta Doğu’da tırmanan askeri gerilim ve topyekûn çatışma süreci, küresel enerji koridorlarının en kritik noktası olan Hürmüz Boğazı üzerinde yeni bir diplomatik ve askeri hesaplaşmaya sahne oluyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı’nda askeri kontrolün tamamen Washington’ın eline geçtiğini iddia etmesinin ardından, Tahran’dan yanıt gecikmedi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD yönetimini sert bir dille uyararak, bölgedeki dengelerin göründüğünden daha hassas olduğunu belirtti ve Washington’a “Hürmüz Boğazı’nda daha büyük bir yanlış hesaplama yapmayın” çağrısında bulundu.
Trump: “Hürmüz’de Kontrol Tamamen Bizde”
ABD Başkanı Donald Trump, kendi sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada, aylardır süren askeri operasyonlar ve uygulanan deniz ablukası neticesinde Hürmüz Boğazı’nda mutlak kontrolü sağladıklarını öne sürdü. İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun lojistik ve askeri kapasitesinin büyük ölçüde çökertildiğini iddia eden Trump, “İran’ın ne bir donanması ne de bir hava kuvvetleri kaldı; ekonomileri ve askeri yapıları tamamen felç olmuş durumda. Hürmüz Boğazı üzerinde tam kontrole sahibiz ve bu kontrolü sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı. Trump, ayrıca Tahran’ın artık bölgesel bir tehdit unsuru olmaktan çıktığını savunarak, bölgedeki deniz trafiğinin güvenliğini ABD’nin dikte edeceğini ima etti.
Tahran’dan Yanıt: “Gerçeklikten Kopuk Analizler Felaket Getirir”
Trump’ın bu iddialarına İran Dışişleri Bakanlığı’ndan çok hızlı ve doğrudan bir yalanlama geldi. Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Washington’ın sahadaki gerçekliklerden tamamen kopuk, yanlış istihbarat raporlarına dayanan bir retorik geliştirdiğini savundu. Arakçi, Hürmüz Boğazı’nın stratejik statüsünün ve İran’ın buradaki savunma hatlarının Trump’ın iddia ettiği gibi kolayca devre dışı bırakılamayacağını vurguladı.
İran Dışişleri Bakanı, Beyaz Saray’ın psikolojik savaş yöntemleriyle iç kamuoyunu manipüle etmeye çalıştığını belirterek, “Amerikan yönetimi sahadaki gerçek unsurları göz ardı ediyor. Hürmüz Boğazı’nda yeni ve daha büyük bir yanlış hesaplama yapmayın. Atılacak hatalı bir askeri adımın bedeli, sadece bölge için değil tüm küresel sistem için geri dönülemez sonuçlar doğurur” uyarısını yaptı. Tahran askeri kaynakları da boğaz çevresinde asimetrik savunma unsurlarının ve füze bataryalarının halen aktif olduğunu, deniz ticaret yollarının güvenliğinin veya feshinin tek taraflı bir kararla belirlenemeyeceğini hatırlattı.
Küresel Enerji Koridoru Tehlikede: Petrol Piyasaları Alarmda
13 Ağustos 2026 itibarıyla Hürmüz Boğazı’ndaki askeri abluka ve karşılıklı tehditler, uluslararası ham petrol ve doğal gaz sevkiyatını durma noktasına getirdi. Savaşın başlangıcından bu yana bölgedeki gemi trafiği en düşük seviyelere gerilerken, küresel enerji piyasalarında arz güvenliği endişesi zirveye tırmandı.
Bölgesel aktörlerin ve uluslararası diplomasinin yürüttüğü arabuluculuk çabaları ise tarafların katı tutumları nedeniyle tıkanmış durumda. Tahran yönetimi, diplomatik bir çözüm için öncelikle deniz ablukasının tamamen kaldırılmasını, ekonomik yaptırımların sonlandırılmasını ve askeri zararların tazmin edilmesini şart koşuyor. Washington ise Tahran’ın tamamen silahsızlandırılması ve bölgesel nüfuzunun sıfırlanması çizgisinden taviz vermiyor. Askeri uzmanlar, iki lider arasındaki bu sert restleşmenin Hürmüz Boğazı’nda ani ve kontrol edilemeyen yeni çatışma dalgalarını tetikleyebileceği konusunda uyarıyor.





