Başkentte Madenci Ablukası: Kendini Holding Binasına Zincirleyen İşçilere Polis Müdahalesi, 60 Gözaltı!

ANKARA — Eskişehir’in Mihalıççık ilçesinde Yıldızlar SSS Holding’e bağlı Doruk Madencilik bünyesinde çalışan maden işçilerinin Ankara’daki hak arama mücadelesi beşinci gününde adeta bir savaşa dönüştü. Aylardır biriken maaşlarını ve kıdem tazminatlarını alamayan Türkiye Maden-İş Sendikası üyesi madenciler, taleplerine yanıt alamayınca bu sabah Ankara-Konya yolundaki holding genel merkezi binası önünde kendilerini demir korkuluklara zincirledi. “Artık bıçak kemikte” diyerek radikal eyleme geçen işçilere emniyet güçlerinin müdahalesi sert oldu; aralarında sendika yöneticilerinin de bulunduğu en az 60 madenci gözaltına alındı.

Başkent koridorlarında tansiyonu zirveye çıkaran son 15 saatlik süreç, hem sahada hem de Meclis kulislerinde büyük bir siyasi kırılmaya yol açtı.


Son 15 Saatin Kronolojisi: Bakanlık Önünden Gözaltına

  • Dün Gece (Saat 22.00): Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde dün sabahtan beri oturma eylemi yapan madencilerden biri, açlık ve yoğun stres nedeniyle fenalaşarak baygınlık geçirdi. Arkadaşlarının gözleri önünde ambulansla hastaneye kaldırılan madencinin ardından işçiler, “Çocuklarımıza ekmek götüremiyoruz, devletin gözü önünde haklarımız gasp ediliyor” diyerek baretlerini asfalta vurdu.
  • Bu Sabah (Saat 09.30): Bakanlıklardan somut bir müzakere adımı gelmemesi üzerine madenciler, eylemi krizin doğrudan sorumlusu olan Yıldızlar SSS Holding önüne taşıdı. Polisin “dağılın” ihtarına uymayan bir grup işçi, getirdikleri çelik zincirlerle kendilerini şirket girişindeki demir parmaklıklara kilitledi.
  • Öğleden Sonra (Saat 13.00): Güvenlik güçleri demir kesme makaslarıyla zincirleri kırarak işçilere müdahale etti. Çıkan arbedenin ardından Türkiye Maden-İş Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Şeref Zeyrek, şube başkanları ve çok sayıda işçi kelepçelenerek gözaltı araçlarına bindirildi.
  • Son 2 Saat (Şirket Savunması): Yıldızlar SSS Holding yönetimi ise yaptığı yazılı açıklamada, iş bırakma eylemleri nedeniyle üretimin durduğunu ve yerel termik santralin çarklarının dönmesi için dışarıdan ithal kömür almak zorunda kaldıklarını belirterek işçileri şirketi zarara uğratmakla suçladı.

Muhalefet ve Eskişehir Milletvekillerinden Ankara’da Sert Tepki

Madencilerin gözaltına alınma haberinin yayılmasıyla birlikte muhalefet partileri ve Eskişehir milletvekilleri holding binası önüne ve emniyet müdürlüğüne adeta çıkarma yaptı. Siyasi cepheden gelen bugünkü tepkiler Ankara gündemine damga vurdu:

  • CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer: Gözaltıların hemen ardından holding binası önüne gelen Çakırözer, iktidara ve şirket yönetimine sert sözlerle yüklendi: “Bu işçiler sadaka istemiyor, alın terinin, yerin yüzlerce metre altından çıkardıkları kömürün hakkını istiyor. Devletin Çalışma Bakanlığı gözetiminde imzalanan protokole patron uymuyor ama polis hakkını arayan işçiyi gözaltına alıyor. Bu adaletsizliği, bu holding saltanatını kabul etmiyoruz. Derhal işçi kardeşlerimizi serbest bırakın ve haklarını ödeyin!”
  • DEM Parti Emek Komisyonu Sözcülüğü: Parti genel merkezinden yapılan açıklamada, madencilere yönelik polis müdahalesi kınandı. Açıklamada, “AKP-MHP iktidarı, yandaş holdinglerin kasasını korumak için maden işçisine kelepçe vuruyor. Doruk Madencilik işçilerinin direnişi tüm Türkiye işçi sınıfının direnişidir. Gözaltılar derhal sonlandırılmalıdır” denildi.
  • Zafer Partisi ve İYİ Parti Heyetleri: Her iki partinin Eskişehir ve Ankara il yönetimleri de gözaltındaki işçilere destek vermek için emniyet binası önüne gitti. Yapılan ortak vurguda, devletin kendi güvencesi altında imzalanan protokollere sahip çıkması gerektiği, madencilerin maruz kaldığı muamelenin bir “hukuk devleti ayıbı” olduğu ifade edildi.

Makro-Analiz: Devlet, Sermaye ve Protokol Çöküşü

Doruk Madencilik eylemi, alelade bir işçi-işveren uyuşmazlığının ötesinde, Türkiye’deki özelleştirme modelinin ve denetimsiz sermaye yapısının geldiği son noktayı özetleyen politik bir turnusol kağıdıdır.

1. “Bakanlık İmzası” Neden Hükümsüz Kaldı?

Krizin temelinde, 16 Haziran 2026 tarihinde bizzat Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkililerinin arabuluculuğunda imzalanan resmi protokol yatıyor. Protokol, 580 işçinin toplamda 160 milyon lirayı bulan birikmiş ücret ve tazminat alacaklarının en geç 23 Temmuz 2026‘ya kadar ödenmesini yasal olarak taahhüt ediyordu. Şirketin bu sürede tek bir kuruş bile ödememesi, kamu otoritesinin sermaye karşısındaki yaptırım gücünün ne denli zayıfladığını kanıtlıyor. Hükümetin kendi attığı imzayı bir holdinge dayatamaması, siyasi iktidarın meşruiyet zeminini işçi sınıfı nezdinde ciddi şekilde zedeliyor.

2. Sendikal Rekabet ve Sınıf Dayanışmasının Yeni Evresi

Geçtiğimiz Nisan ayında aynı madende Bağımsız Maden-İş üyesi işçiler yürümüş ve haklarını bir nebze olsun almıştı. Temmuz ayında ise sahada Türk-İş’e bağlı Türkiye Maden-İş var. Şirketin, sendikal parçalanmışlığı bir “böl-yönet” taktiği olarak kullanarak zaman kazanmaya çalıştığı görülüyor. Ancak bugün Ankara sokaklarında patlak veren polis müdahalesi ve yaygın gözaltılar, farklı sendikalara üye madencileri tabanda ortak bir sınıf öfkesinde birleştiriyor.

3. Çözümsüzlük Siyaseti ve Siyasi Maliyet

Eskişehir Milletvekillerinin de altını çizdiği üzere, maden ruhsatının asıl sahibi olan Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) ve rödovans sözleşmesini iptal etme yetkisine sahip olan Enerji Bakanlığı süreç boyunca sessizliğini korudu. Devletin kamusal gücünü şirkete yaptırım uygulamak yerine, hakkını arayan işçiyi baskılamak için kullanması, önümüzdeki dönemde emek hareketlerinin daha da radikalleşmesine ve iktidar bloğunun sanayi havzalarında ciddi oy kayıpları yaşamasına zemin hazırlıyor.

  • Benzer Yazılar

    Öğrenci Affı Yasalaştı! Kimler Üniversiteye Dönüyor, Şartlar Neler?

    ANKARA — Yükseköğretim sisteminde uzun süredir beklenen ve milyonlarca kişiyi doğrudan ilgilendiren tarihi “Öğrenci Affı” düzenlemesinde en kritik eşik aşıldı. Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi,…

    Son 10 Günde Türkiye’yi Kavuran Alevlerin Arkasındaki ‘Üçlü Tehdit’ ve Yapısal İhmal Analizi

    BURSA — Temmuz 2026’nın son on gününde, Çanakkale’den Mersin’e uzanan kıyı şeridi başta olmak üzere Türkiye’nin ciğerleri adeta kor bir ateşle dağlandı. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 31 Temmuz 2026 tarihi…

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir