Körfez’de Barış mı, Fırtına Öncesi Sessizlik mi? ABD-İran Hattında Kritik Saatler

ANKARA – 28 Şubat 2026’da başlayan ve Ortadoğu’yu ateş çemberine alan ABD-İran Savaşı’nda bugün itibarıyla belirsizlik hakim. ABD Başkanı Donald Trump’ın operasyonların bittiğine dair Kongre bildirimi, sahada kalıcı bir huzur anlamına gelmiyor. Aksine, diplomasi masasında uzlaşılamayan “Hürmüz Boğazı” ve “Nükleer Program” başlıkları, savaşın her an yeniden alevlenebileceği sinyalini veriyor.

Pakistan’ın arabuluculuğunda sağlanan kırılgan ateşkes, 2 Mayıs itibarıyla en zorlu sınavını veriyor. Tahran yönetiminden gelen “Savaşın yeniden başlaması muhtemeldir ve hazırlıklıyız” açıklamaları, Washington’ın İran’ın sunduğu barış teklifini “kabul edilemez” bulmasıyla birleşince bölgede alarm seviyesi yeniden yükseldi.

Petrol Fiyatları Savaş Zirvesinde

Savaşın 61. gününde Brent petrolün varil fiyatı 119,71 doları görerek çatışma döneminin en yüksek seviyesine ulaştı. Sky News verilerine göre, Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlerin aksaması küresel enerji güvenliğini ciddi şekilde tehdit etmeye devam ediyor.

Trump’ın “60 Gün” Stratejisi

ABD yasalarına göre (Savaş Yetkileri Yasası), Başkan’ın Kongre onayı olmadan yürütebileceği 60 günlük operasyon süresi dün doldu. DW Türkçe analizlerine göre, Trump’ın “savaş bitti” bildirimi, aslında Kongre’den yeni bir onay alma zorunluluğundan kaçınma manevrası olarak yorumlanıyor.

Olympos Medya Kritik Analiz: “Kazananı Olmayan Bir Yıpratma Savaşı”

Olympos Medya analiz birimi, mevcut durumu şu üç başlık altında değerlendiriyor:

  1. Hürmüz Boğazı Kilidi: İran, nükleer tesislerine yapılan saldırılara en güçlü cevabı Hürmüz Boğazı’nı stratejik bir koz olarak kullanarak verdi. ABD’nin sadece hava operasyonlarıyla Tahran’ı dize getiremeyeceğini anlaması, süreci “sıcak çatışma”dan “deniz ablukası”na kaydırdı.
  2. Liderlik Krizi ve Rejim Dinamiği: 28 Şubat saldırılarında Ali Hamaney’in hayatını kaybetmesi sonrası İran’da yaşanan liderlik geçişi, Tahran’ın masada daha katı durmasına yol açtı. İran’ın “egemenlik haklarından taviz vermeme” ısrarı, müzakerelerin önündeki en büyük engel.
  3. İç Siyaset ve Ekonomik Baskı: ABD’de kamuoyu desteğinin %39’lara kadar gerilemesi ve petrol fiyatlarının yarattığı enflasyonist baskı, Trump yönetimini “ya tam zafer ya da hızlı bir çıkış” ikilemine itiyor. İran ise %40’ı aşan enflasyon ve ağır yaptırımlara rağmen süreci bir “varlık mücadelesi” olarak görüyor.

Sonuç: Diplomasi mi, Abluka mı?

Mayıs ayının ilk haftası, bölgenin kaderini belirleyecek. Ya Hürmüz Boğazı’nın statüsü üzerine yeni bir mutabakat sağlanacak ya da ABD’nin “No More Mr. Nice Guy” (Artık Kibarlık Yok) söylemiyle başlattığı ekonomik abluka, topyekûn bir kara operasyonuna evrilecek.

  • Benzer Yazılar

    Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara parlamento kadrosunu tamamladı.

    Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, geçiş süreci kapsamında 210 sandalyeli yeni Halk Meclisinin üçte birini oluşturan son 70 milletvekilini doğrudan atayarak parlamento kadrosunu tamamladı. Beşşar Esad rejiminin devrilmesinin ardından kurulan ilk…

    Sivas Katliamı’nın 33. yılında, Madımak Oteli önünde binlerce kişinin katılımıyla karanfillerle anma töreni düzenlendi.

    Sivas Katliamı’nın 33. yılında, Madımak Oteli önünde binlerce kişinin katılımıyla karanfillerle anma töreni düzenlendi. Yaşamını yitiren 33 şair, yazar ve sanatçı için adalet talepleri yinelenirken, sivil toplum örgütleri Madımak Oteli’nin…

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir